top of page

ChatGPT Konuşmaları Hukuken Gizli mi?

Erva Okumuş
23 Eki
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 3 saat önce

Günümüzde yapay zekâ teknolojileri, hayatımızın hemen her alanına hızla entegre olmaktadır. Bilgiye erişim, yaratıcılık, iş süreçleri ve hatta duygusal destek arayışında, milyonlarca insan yapay zekâ tabanlı uygulamalardan yararlanmaktadır. Özellikle son yıllarda, bireyler yalnızca bilgi almak ya da işlerini kolaylaştırmakla kalmayıp; stres, kaygı veya kişisel sorunlarını paylaşmak, kendilerini ifade etmek ve rahatlamak amacıyla da bu teknolojilere başvurmaktadır.


Bu noktada, OpenAI tarafından geliştirilen ve dünya çapında büyük bir kullanıcı kitlesine ulaşan ChatGPT, en çok tercih edilen yapay zekâ sohbet uygulamalarından biri olarak öne çıkmaktadır. Kullanıcılar, kimi zaman sıradan konular, kimi zaman ise son derece kişisel ve hassas bilgilerini bu platform üzerinden paylaşabilmektedir. Ancak burada çoğu kişinin farkında olmadığı kritik bir soru ortaya çıkıyor: Yapay zekâ ile paylaşılan bu bilgiler gerçekten gizli mi kalıyor? İnsan terapistlerle veya avukatlarla yapılan görüşmelerde geçerli olan yasal gizlilik ilkeleri, ChatGPT gibi yapay zekâ tabanlı sistemler için de geçerli mi? Ve eğer değilse, bunun kullanıcı açısından ne gibi riskleri var?


TechCrunch’ta 25 Temmuz 2025 tarihinde yayımlanan haberde, OpenAI CEO’su Sam Altman, ChatGPT’nin terapi gibi son derece hassas ve gizlilik gerektiren alanlarda “yasal gizlilik” korumasına sahip olmadığını açıkça vurgulamaktadır. Yani bir insan terapist, doktor veya avukatla yapılan görüşmelerde geçerli olan hukuki ayrıcalık ve gizlilik ilkeleri, ChatGPT ile gerçekleştirilen yazışmalar için geçerli değildir. Bu durumun anlamı açıktır: Kullanıcı, tamamen özel ve kimsenin bilmeyeceğini düşünerek yaptığı bir konuşmanın, ileride karşısına çıkma ihtimali ile karşı karşıyadır. Bu ciddi bir hukuki ve etik boşluk olarak değerlendirilebilir. Zira bilgilerin yasal olarak korunmaması, kişilerin bu teknolojiyi kullanırken çekinmesine yol açabilir ve potansiyel olarak telafisi güç sonuçlar doğurabilir.

Basit bir örnekle açıklamak gerekirse; boşanma sürecinde olan bir çiftin ChatGPT kayıtlarının mahkeme tarafından talep edilmesi halinde, eşlerden birinin başka birini aldattığını ve bu durumdan pişmanlık duyduğunu yapay zekâya yazması, dava dosyasında kritik bir delil haline gelebilir. Bu tür senaryolar, kişisel mahremiyetin korunmadığı ortamlarda ne kadar risk altında olduğumuzu açıkça göstermektedir. Altman, özellikle genç kullanıcıların ChatGPT’yi terapi, yaşam koçluğu veya duygusal destek amacıyla kullandığını belirterek, bu konuşmaların mahkeme gibi yasal süreçlerde OpenAI’den talep edilebileceğini ve şirketin bu verileri paylaşma yükümlülüğü doğabileceğini ifade etmektedir. Kendisinin de altını çizdiği gibi, bu durum “tamamen yanlış” olup, yapay zekâ ile gerçekleştirilen bu tür kişisel konuşmaların, insan terapistler ile yürütülen görüşmelerde olduğu gibi, özel yasal koruma kapsamına alınması gerekmektedir.


Ne var ki, mevcut durumda dünya genelinde bu yönde bağlayıcı ve kapsamlı bir düzenleme bulunmamaktadır. Her ne kadar bazı bölgelerde konuyla ilgili tartışmalar ve girişimler olsa da şu an için yapay zekâ ile yapılan bu nitelikteki konuşmaların korunmasız olduğu gerçeği değişmemektedir. Bu nedenle, kullanıcıların bu teknolojileri hassas veya mahrem içerikli paylaşımlar için kullanırken son derece dikkatli davranmaları büyük önem taşımaktadır.


Av. Erva Okumuş

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page